İki kapılı bir handa yürüyoruz gece gündüz, durmaksızın. Maceranın başı ve sonu belli; ancak han büyük, yolları da dolambaçlı. Kapıları aça aça ilerlediğimiz yollarda bazı kapıların ardında bin bir lanet, bazılarında ise cennetten dökülen bal. İnsan bilemiyor bazen hangi yöne gideceğini, hangi yolu seçeceğini. Kaderine teslim olanlar sakince geçiyor han kapılarından; bazılarımız ise 'doğru' yolun peşinde. Doğru olan ne demekse...
Tüm yollar birbirine benziyorsa, hangisini seçmeli? 
Seçtiğimiz şey umduğumuz şey değilse, insan o yolla barışabilir mi? 
Seçmeden bilmek mümkün mü? Seçersek geri dönülür mü?
Diyelim ki döndük! Seçilmemiş yollarda bizi bekleyenler aynı kalır mı?
Nereye gittiğinizi bildiğiniz anların tadını çıkarın; zira hayatın, rutinleri bozmak gibi aptalca bir alışkanlığı vardır.​​​​​​​
Hayatta muğlak olanı ve olmayanı sorguladığımız 'Muğlak' projesi için çektiğim ve sergide yer alan dört fotoğrafımdan biri 'Sen Kimsin, Nereye Gidersin?'.

You may also like

Back to Top